IŞİD, Musul’dan Hıristiyanları sürüyor

Kentte bulunan Süryani Katolik Metropolitlik Merkezi ise IŞİD tarafından ateşe verildi.

Musul’da tarihi ve dini mekânları tahrip eden IŞİD’in, Hıristiyanları din değiştirmeye zorladığı, kabul etmeyenleri ise kenti terketmeye zorladığı bildirildi. Basnews ajansı, Hıristiyanları ölüm veya İslamiyeti dayatmayla tehdit eden IŞİD’in, Musul’daki Hıristiyanlara tanıdığı süre dün doldu.

İslam Devleti’nin malı
Kenti terketmeyenlerin kollarının gövdeden ayrılacağı duyuruldu. Bunun üzerine kentteki binlerce Hıristiyan, gruplar halinde kaçmaya başladı. Büyük bölümü Kürt bölgesine sığındı. IŞİD’in kentteki Hıristiyanların ev ve iş yerlerininin kapı ve duvarlarına ise, İslam Devleti’nin malı yazısı astığı öğrenildi.
Keldani Katolik Kilisesi Piskoposu Luis Sako, durumu vahim olarak değerlendirerek, Hristiyan aileler Kürdistan Bölgesi kentlerine, Dohuk ve Erbil’e yöneliyor. Musul, tarihinde ilk defa Hıristiyansız kalacak” dedi.

Müslüman olmayanlar öldürülüyor
2003’ten önce Irak’ta 1 milyon 800 binin üzerinde Hıristiyan yaşıyordu. ABD askerlerinin işgali, mezhepsel ilişkilerde giderek tırmanan gerginlik ve aşırı dinciliğin güçlenmesi nedeniyle 2008’de sayı 60 bine düştü.
Bu arada IŞİD’in, eski devrik lider Saddam Hüseyin’e ait köşkleri işkence merkezi olarak kullandığı ileri sürüldü. IŞİD’in, rehin aldığı Alevi, Şabak ve Ezidi Kürtlere işkenceler yaptığı, Müslümanlığı kabul etmeyenleri öldürdüğü iddia edildi.

En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Katır robotlar ABD ordusuna desteğe geliyor

Bilim dünyası, robotları savaş alanlarına taşımakta kararlı. Askeri amaçlar için üretilen çok sayıda robot var. Onlarda biri de ABD ‘li uzmanların “katır” adını verdikleri son teknoloji bir robot. 180 kilogram yük taşıyabiliyor. Ntvmsnbc’nin haberine göre “Katır” adı verilen robot, Hawaii’deki tatbikatta test edildi. ABD’li asker, ayağına bağladığı sensör aracılığıyla robotu kontrol edebiliyor. Robot, kumandaya ihtiyaç olmaksızın askerleri takip ediyor. “Katır” robot sahada askerlerin yükünü hafifletmek için tasarlandı. 180 kilograma kadar silah , zırh ve ekipman taşıma kapasitesine sahip. “Katır” robot tek seferde yakıt ikmali yapmaksızın 32 kilometre yol da alabiliyor. Dengesini kaybetmeyen, sağlam bir tekmede bile düşüp devrilmeden yoluna devam ettiği belirtilen robot bundan sonra ABD askerlerine operasyonlarda eşlik edecek.

Hürriyeti tahdit değil, işkence!

ANKARA Milliyet

Yargıtay; kız arkadaşıyla gezdiği sırada polis tarafından copla sokakta dövülen, kelepçeli halde bindirildiği araçta yumruk atılan M.B.’ye yapılan kötü davranışı işkence kapsamında değerlendirdi.

İstanbul Dolapdere’de suça itilen çocuklara ilişkin sanatsal faaliyetler yürüten M.B., 17 Temmuz 2008’de kız arkadaşıyla birlikte yürürken, Alper Yüksel adlı polis, “Gel lan buraya!” dedi. M.B. de, “Bana böyle hitap edemezsiniz” diye karşılık verdi. M.B.’nin iddiasına göre Yüksel, kendisini yakasını tutarak darp etti. Polis Yüksel’e göre ise M.B. tekme atmıştı. Arbedenin büyümesi üzerine Murat Ponçaklı ve Muhammet Gişi adlı iki polis koşarak, coplarıyla M.B.’ye vurdu.
Ponçaklı’nın copu M.B.’nin başına indi. Bir süre sokakta darp edilen M.B., kelepçelenerek polis aracına bindirildi. Yaklaşık 25 dakika boyunca Taksim ve Beyoğlu çevresinde dolaştırılan M.B., araçta da dövüldü. Gözü şişen M.B.’ye, “Beni hastaneye götürün” demesine rağmen bir birahaneden alınan buzla tedavi yapılmak istendi. Yırtılan tişörtünün yerine yenisi alındı. Hakkında gözaltı işlemi yapılmayan M.B., bir otelin önünde bırakıldı. Serbest kalan M.B., iki gün tedavi gördü. İddiasına göre Ponçaklı, M.B.’ye telefonda küfrederek, şikayetçi olmamasını istedi. M.B., üç polis hakkında suç duyurusunda bulunurken, kendisine vurmayıp arkadaşlarını uyaran polis İsmail Yılmaz’dan şikâyetçi olmadı. 4 polis hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 94. maddesi gereğince “işkence” iddiasıyla İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İşkence kapsamına aldı
Dava 29 Aralık 2011’de bitti. Mahkeme, polis Alper Yüksel ve arkadaşlarının eylemlerinin yaralama kapsamında kaldığı gerekçesiyle üç polise birer yıl onar ay 15’er gün, “hürriyeti tahdit” suçundan da birer yıl sekizer ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu cezalar ertelendi.
Polis İsmail Yılmaz ise beraat etti. İtiraz üzerine dosya, Yargıtay’a gitti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 6 Mart 2014’te verdiği kararında M.B.’nin polis Yüksel tarafından, “Gel lan buraya!” diye çağırılıp darp edilmesi, üç polis tarafından cop ve yumruklarla dövülmesi, araçta gezdirilmesi ve hakarete maruz kalmasının bir bütün halinde işkence suçu kapsamında kaldığına hükmederek, kararı bozdu ve sanıklara TCK’nın 94. maddeden ceza verilmesini istedi.
Beraat eden polis İsmail Yılmaz’ın da, “diğer sanıkların M.B.’yi darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, dayağa engel olmaması, olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, suçu öğrenip de yetkili makamlara aktarmaması” nedeniyle suçlu olduğuna karar veren Daire, bu kişiye de, “suçu bildirmeme” suçundan ceza verilmesi gerektiğini kaydetti.

Osmangazi Personeline Afet ve Acil Durum Eğitimi

Osmangazi Belediyesi‘nin personele yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmaları kesintisiz bir şekildi sürüyor. Olası bir afet ve acil durumda görev alacak personel, Bursa Afet Eğitim Merkezinde düzenlenen ‘Afet ve Acil Durum Eğitimi’ne katılarak, felaket anında yapacakları görevlerle ilgili ayrıntılı eğitimden geçirildi.

Personele yönelik düzenlediği seminerlerle kurum içi hizmet kalitesini arttırmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi çalışanlarına, afet ve acil durum eğitimi verildi. Osmangazi Belediyesi Sivil Savunma Uzmanlığının koordinasyonunda, Bursa Afet Eğitim Merkezinde düzenlenen eğitimlere 200 personel katıldı. Teorik ve uygulamalı olarak iki bölüm halinde gerçekleştirilen 10 günlük eğitimlere katılar personel, similasyon merkezlerindeki eğitimlerinde olası bir afet sonrası nasıl davranmaları gerektiği konusunda uzmanlar tarafından bilgilendirildi.

Personele yönelik düzenlenen ‘Afet ve Acil Durum Eğitimi’ hakkında değerlendirmede bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Bursa deprem riski en yüksek yerleşim yerlerinin başında geliyor. Deprem dışında yaşanması muhtemel olan sel, yangın ve fırtına gibi felaketler sonrası, afete maruz kalmış insanlarımıza bir an önce yardımcı olmak adına personelimize yönelik ‘Afet ve Acil Durum Eğitimi’ düzenledik. Bursa Afet Eğitim Merkezinde düzenlenen ve 200 personelimizin katıldığı eğitimler, uzman eğitmenler tarafından verilmiştir. Teorik eğitimin yanı sıra, gerçeğe uygun olarak hazırlanan similasyon salonlarında deprem, fırtına, sel, yangın eğitimleri de uygulamalı ve anlatımlı olarak aldılar. Osmangazi Belediyesi olarak, her ne kadar istemesek te, yaşanması muhtemel bir afet sonrası çaresizce bekleyen değil, çare olan bireyler olalım istiyoruz” diye konuştu. – Bursa

Aileyi ve nesli tehdit eden büyük günâh

Zinâ; evlilik bağı olmaksızın ergin bir erkeğin ergin bir kadınla veya ergin bir kadının ergin bir erkekle isteyerek yaptığı cinsel ilişkidir.
Bu tariften anlaşılacağı üzere, bekâr veya evli olarak bekârla yapılacak cinsel ilişki zina olduğu gibi, evli ile yapılacak cinsel ilişki de zinadır. Hatta fâhişe(hayat kadını) ile yapılan cinsel ilişki de zinadır. Zina Allah’a ortak koşmanın ve insan öldürmenin ardından gelen üçüncü büyük günahtır.
Teşhirle başlar
Zinâ; genelde vücûdun erotik organlarını teşhir, şehvetle bakışma ve gizli buluşma gibi haramlarla başlayan ve çok defa yalan, aldatma ve içki gibi haramlarla bağlantılı olarak sonuçlanan îmanı eritici bir haramdır.
Zinâ; toplumun ana kurumu olan aile müessesesinin kutsiyetini zedeleyen, kurulmasını engelleyen, mutluluğunu gideren ve sonuç olarak da neslin bekasını tehdit eden bir haramdır.
Zinâ; cemiyette kadın ticaretini başlatan, geliştiren ve topluma giderek artan oranda hayat kadınları salan bir haramdır.
Zinâ; yaygınlaşması, sanatı, edebiyatı, ilmi, siyaseti, yönetimi ve askerî stratejiyi olumsuz yönde etkileyen bir haramdır.
Zinâ; sebep olduğu ana-baba ve akraba şefkatinden yoksun, hırçın ve nesebi gayr-ı sahih çocuklarla toplumun problemlerini artıran bir haramdır.
Zinâ; bizzat zinacılar arasında kin ve nefret doğuran, onların bağlı bulunduğu aileleri için de bir namus lekesi olarak ihtilâflara, kavgalara ve hatta cinayetlere sebep olan bir haramdır. Zinâ; birçok bedenî ve rûhî hastalığın da kaynağı olan bir haramdır.
Zinâ; düzensiz harcamalara, iş gücü israfına ve isabetsiz teşebbüslere ve çok yönlü nefsanîliğe yönelterek fakirlik doğuran bir haramdır.
Özetlersek deriz ki zinâ; ferdî, ailevî ve içtimaî/sosyal hayatı çökertici ve tövbesizler için âhiret azabına uğratıcı bir haramdır.
Kuran’ın yasağı
Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de zinayı açık olarak yasaklamakta, verilecek cezayı bildirmekte ve zinanın sebep olacağı ahiret azâbını da duyurmaktadır: “ Gerçek müminler Allah’ın yanı sıra ilâh edinip O’na yalvarmazlar. (Öldürdükleri için yargı kararıyla) ölümü hak edenler dışında, Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina da yapmazlar. Bunları yapan kişi işlediği günâhın cezasını görür. Kıyamet Günü bütün günahlarının cezası birbirine eklenir; azâbı kat kat olur. O azabın içinde aşağılık bir halde ebedî olarak kalır.” (Furkân 68-69)
Peygamberimizin dilinden
Yüce Allah zinayı yasakladığı gibi, O’nun Resûlü Peygamberimiz Hz. Muhammed de yasaklamış, ayrıca zina ile ilgili gerekli bilgileri de vermiştir.
-Allah şanını ve bağlılarını artırsın- O, zinayı konu alan, sorumluluğu ve azabını duyuran değişik hadislerinde şöyle buyurur:
“… Aman zina yapmayınız. Zinadan da, diğer cinsel haramlardan da korununuz. Şu gerçeği çok iyi belleyiniz: Cinsel haramlardan korunan kişi cennetliktir.”
“Eğer zinanın uğratacağı azapla ilgili olarak benim bildiğimi sizler de bilseydiniz pek az güler, çok çok ağlardınız.”
Allah’ın Resûlü zinanın haramlığı ve azabını açıklamakla kalmamış, Peygamberlik gözüyle onun zararlarını görmüş ve bize de duyurmuştur. O, zinanın ferdî ve sosyal zararlarını şöylece dile getirmiştir:
“Zina arttığı zaman fakirlik ve çaresizlik de çoğalır.”
“Aman zina yapmayınız. Zina yaparsanız sizin nikâhlı kadınlarınızdan, kadınlarınızın da sizden alacağı cinsel haz körelir. Aman namuslu olunuz ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.”
Yukarıda sunduğumuz hadisler gibi aşağıda sunacağımız hadisler de zinanın kişisel ve sosyal zararlarını açıklamaktadır:
“Zinanın yaygınlaşarak açığa vurulduğu toplumda (aklî hastalıklar ve) ölüm oranı artar.”
“Bir cemiyette zina ve faiz açığa çıkıp yaygınlaşırsa o cemiyet halkının             bizzat kendileri Allah’ın azâbını üzerlerine çekmiş olurlar.”

Engelleyici kurallar

Dünya ve âhiret hayatını olumsuz yönde etkileyecek pek büyük bir suç ve günah olduğu içindir ki İslâm zinayı yasaklamakla kalmamış, zinayı engelleyecek bütün tedbirleri de almıştır.
İslâm Dini; zinayı engellemek için:
Şehvetle bakışmayı, çıplaklığı, gizli kadın erkek birlikteliğini, kadın için yalnız başına uzunca yolculuğa çıkmayı, alkollü içkileri ve şehveti tahrik edici mûsikiyi, zina yöneltici ve onu sakıncasız gösterici (görsel ve yazılı yayınları) yasaklamıştır.
Kadının babası veya kocası ya da kardeşleri tarafından bakılmasını mecburîleştirmiş, böylece zinaya açılan fakirlik yolunu tıkamıştır.
Toplum yönetimini ve velileri evlendirme ile görevlendirmiş, boşanmayı kolaylaştırmış, özel şartları içinde sınırlı çok evliliği onaylamıştır.
İslâm dini, zinayı örgütleyip organize etmeyi veya ona aracılık yapmayı yasaklamıştır. Zina kazancını da haram kılmıştır. Kadın erkek ayırımı yapmaksızın zinacıları aşağılamış ve cezalandırmıştır.

Kuran’dan mesajlar

“Yapmak bir tarafa zinaya yaklaşmayın. Zira o, tam bir iğrençliktir, pek kötü bir yöneliştir.” (İsra 32)

SORU – CEVAP

En ağır zina türleri hangileridir?

En ağır türünden başlayarak, hadisler ışığında zinayı şöylece sıralayabiliriz:

Mahremlerle yapılan: Kendileriyle ebediyen evlenilemeyecek olan kız kardeş, kayın valide, hala, süt teyze gibi mahremlerle yapılan zina, sorumluluğu ve azabı en ağır olan zinadır. Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:”(Helâl/yapılabilir görerek) mahremleri ile zina eden kişi Cennet’e giremez.”

Komşu ile yapılan:  Mahremlerle yapılan zinaya nazaran ikinci derecede değerlendirebileceğimiz zina türü de komşularla yapılan zinadır. Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: İyice bilmenizi isterim. Kişinin komşusunun (veya ortağının) hanımı ile zina etmesi, onun için on kadınla zina etmesinden daha büyük bir günahtır; Daha büyük bir azap sebebidir.

Mücâhitlerin kadınlarıyla yapılan: Peygamberimiz sakındırıcı bir sözlerinde şöyle buyurmuştur: “Savaşan müminlerin eşleri, savaşa çıkmayıp geride kalmış bulunan mümin erkeklere anneleri gibi haramdır. Ey müminler! Ne zannediyorsunuz? Siz bir savaşçının ırzını çiğnemeyi sıradan bir cinsel ilişki mi sanıyorsunuz?”

Bir arada topluca yapılan:Kişinin başkalarının yanında ve gözleri önünde eşi ile ilişkide bulunmasının çok yönlü bir haram olduğu düşünülürse, bir arada topluca zinanın ne derece ağır, büyük bir haram olduğu kavranılabilir.

Evlilerin-yaşlıların zinası: Allah’ın Resûlü Hz.Muhammed şöyle buyurur: “Üç sınıf insan vardır ki Allah Kıyâmet Günü’nde onları zatına muhâtap tutup konuşmaz. Onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Onları günahlarından arındırmaz. Onlar için elem verici bir azap da vardır. Bunlar kibirli fakirler, sık sık yalan söyleyen idareciler ve evli-yaşlı zinâcılardır.”

Bekârların zinası: Bekârların bekârla olan ilişkisi, zina ve haram ise de diğer zina türlerine kıyasla sorumluluğu en az olan zina türüdür.

Zinanın tövbesi var mıdır?
Ölüm komasına girmeden yürekten yapılan her bir tövbe gibi zinadan ötürü yapılacak tövbe de kabul edilir. Kuran’da pek çok âyet, tövbelerin kabul olunacağını, işlenen günahların silineceğini müjdelemektedir. Şûra sûresinin 25. âyetinde şöyle buyrulur:
“Allah kullarının tövbelerini kabul eder. Onların günahlarını bağışlar ve sizin bütün yaptıklarınızı da bilir.”

Zinadan korunan namuslular zinacılarla evlenebilir mi?
Tövbe etmedikçe ve durumlarını düzeltmedikçe zinacı erkekler namuslu kadınlarla, zinacı kadınlar da namuslu erkeklerle evlenemezler. Örneğin medya aracılığıyla nikâhsız ilişkilerini açıklayanlar, yine medya aracılığıyla tövbelerini dile getirmedikçe namuslu kişilerle evlilik yapamazlar.  Nûr sûresinin 3. âyeti bu durumu açıklamaktadır: “Zinacı erkek ancak kendisi gibi zinacı veya Allah’a ortak koşar bir kadınla evlilik yapabilir…”

BİR HADİS

“Zinanın ortaya çıkarak açıktan rağbet gördüğü bir toplumda, rağbet edici fertler, mutlaka ve mutlaka önceki nesiller arasında bilinmeyen hastalıklara ve kafa rahatsızlıklarına yakalanırlar.”

Not: Pek çok konuyu okuyarak veya dinleyerek öğrenmek isteyen okuyucularımıza web sitemizi ( www.ardev.org – Araştırma Dayanışma ve eğitim Vakfı) ziyaret etmelerini tavsiye ederiz. Sorularınızı gazetemiz (ramazan@milliyet.com.tr) aracılığı ile de sorabilirsiniz.