Güney Akım projesinin finansman arayışı ertelendi!

45 milyar dolara mal olması bekleniyor

Güney Akım projesinin finansman arayışı ertelendi!

Rusya’nın Avrupa’ya satacağı doğalgaz için yeni bir güzergah oluşturacak olan Güney Akım projesinin Karadeniz altından geçecek bölümleri için finansman arayışının istikbal senen ilk çeyreğine ertelendiği bildirildi

Güney Akım güzergahının bir bölümü Karadeniz’de Türkiye karasularından geçiyor. Rus ajansı Interfax’ta dün yayımlanan habere göre projenin yarı yarıya ortağı Gazprom’dan bir kaynak, Aralık ayında başlaması gereken çalışmanın ertelendiğini ifade ederek, “Finansman bulunması bu sene sonunda başlayacaktı, ancak artık vaziyet böyle değil. Hissedarlar finansmanın istikbal sene ilk çeyrekte bulunmasını onayladı” diye söyledi. Boru hattı projesinin deniz altından geçecek bölümünü işletecek olan South Stream Transport BV ve Gazprom konu hakkında izah yapmaktan kaçındı.

Ukrayna topraklarını kullanmadan Avrupa’ya doğalgaz sevk edilebilmesine olanak verecek olan hattın 45 milyar dolara mal olması bekleniyor. Gazprom ile Avrupa’ya doğalgaz sevkiyat hatlarının geçtiği Ukrayna arasında gaz fiyatları konusunda anlaşmazlık bulunuyor. Gazprom anlaşmazlık nedeniyle Haziran ayı ortasında Ukrayna’ya gaz akışını kesmişti. Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkiler de Ukrayna’nın Rusya Başkenti Moskova yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yanukovich’in devrilmesinden sonra hızla bozuldu

Euro Bölgesi’nde heba edilen on yıl

Avrupa’ya büyük bir sarsıntı yaşatan Euro krizi tamamen sona ermemiş olsa da, eski gücünü kaybetmiş görünüyor. Birçok uzmana göre siyasetçilerin, bu sorunu kökünden çözmek için gerekli kararları almaya cesaretleri yok

Euro Bölgesi’nde heba edilen on yıl

Geçen pazartesi günü Almanya’nın Frankfurt kentinde 14’üncüsü gerçekleştirilen Mali Piyasalar Yuvarlak Masa Toplantısı’na çok sayıda maliye ve ekonomi uzmanı katıldı. Bunlardan biri de organizasyona ev sahipliği yapan DekaBank’ın Baş ekonomisti Ulrich Kater idi. Kater, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, Euro bölgesinin 2008 – 2014 yılları arasında yılda sadece ortalama yüzde 0,1 oranında bir ekonomik büyüme kaydettiğini ve bu bölgede koca bir on yılın heba edildiğini dile getirdi. Kater ayrıca, aşırı borçlanma gibi Euro krizine sebep olan nedenlerin hala çözülemediğine dikkat çekti. Alman Ekonomi Enstitüsü’nden Jürgen Matthes ise, Yunanistan, İrlanda, İspanya ve Portekiz’in uyguladıkları reformlarla yeniden rekabet güçlerini arttırdıklarını fakat bu reformların ancak dışarıdan gelecek kredileri alabilmek için yürürlüğe sokulduğunu vurguladı

Euro Bölgesi’nde büyük endişeler yaratan ekonomik olumsuzlukların yeni adresleri ise İtalya ve Fransa. İtalya’da çok düşük seviyede de olsa belli bir istikrar sağlanabilmiş görünüyor. Fransa’nın verdiği görüntü ise hiç iç açıcı değil. Avrupa’nın Almanya’dan sonra en büyük ikinci ekonomik gücü olan Fransa’da yaşanan sıkıntılar da örneğin bir Yunanistan’ın yarattığı etkiden çok daha vahim sonuçlar doğurabilir. Alman Ekonomi Enstitüsü Müdürü Michael Hüther, Deutsche Welle’ye verdiği mülakatta Fransa’nın, son 10 – 15 yıllık dönemde herhangi bir şey yapmadığı ve küreselleşmenin verdiği mesajları alamadığı için şu anda Avrupa’nın en dertli çocuğu olduğunu savundu

Fransa’da orta sınıf kalmadı

Hüther’e göre söz dinlemeyen ve zayıf bir Fransa bütün Avrupa’nın sırtına ağır bir yük olur. Peki bir zamanların kudretli ekonomik gücü Fransa neden bu duruma düştü? Şu anda ülkede eksik olan ne? Hüther’e göre Fransa’da bir orta sınıf mevcut değil. Sanayi’nin ekonomiye katkısı sadece yüzde 11 civarında yani Almanya’da olanın yarısı kadar. Ayrıca Fransa’nın kayda değer bir ihracat gücü de bulunmuyor

Gerek Fransa gerek ise İtalya içinde bulundukları ekonomik darboğazı atlatmak için kendileri çabalamak yerine Avrupa Merkez Bankası’ndan gelecek olası bir desteği bekliyorlar. AMB Başkanı Mario Draghi de onları hayal kırıklığına uğratmayacak gibi görünüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın son konsey toplantısında, Fransız ve İtalyan devlet tahvilleri karşılığında bu iki ülkeye destek olunması kararına varıldı. Ancak Michael Hüther’e göre bu da problemli bir durum. Söz konusu tahviller gerçekten değerli ise, bunların serbest piyasada da alıcı bulacağını vurgulayan Hüther, eğer durum böyle değilse ve Avrupa Merkez Bankası değersiz kağıtlar alıyorsa, bu durumun bu bankayı sıkıntıya sokacağını ve böyle bir işlemin Avrupa Merkez Bankası’nın görevi olmadığını ifade ediyor.

Süryaniler de silahlandı

Suriye’de Rojava bölgesinde faaliyet gösteren YPG ile Esad yönetimine karşı mücadele veren Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) ortak silahlı mücadele kararından sonra Süryaniler de IŞİD’e karşı silahlandı. Haseki kentinde Süryanilerden oluşan Sutoro silahlı gücüne bir ayda 100 Süryani genci katıldı.

Irak’ın yanı sıra Suriye’de de ilerleyişini sürdüren ve muhalif örgütler üzerinde terör estiren IŞİD’e karşı azınlıklar da silahlanmaya başladı. Irak‘ta IŞİD’in katliamlarına maruz kalan Süryaniler, Suriye’de aynı durumu yaşamamak için silahlandı. ANF’nin haberine göre, Suriye’nin Haseki kentinde kendi kimlikleriyle kurumlarını oluşturan Süryaniler, güvenlik gücü de kurdu. Kentte yaşayan Süryani halkının talebi üzerine kurulan, Sutoro güvenlik gücü, Süryanilerin yanı sıra kentteki tüm etnik ve inanç kesimlerinin güvenliğini sağlıyor

Sutoro güvenlik gücü yönetiminden Sefer Enter, Sutoro, “Süryani halkının bu yönlü talebi oldu. Hem Süryani toplumunun yaşadığı mahalleleri korumak hem de Süryani halkının beşiği olarak gördüğümüz Hesekê kentinin güvenliğini sağlamayı öncelikli görev bildik” dedi. Sutoro güçlerinin, Rojava’da Kürtler tarafından oluşturulan Asayişi Genel Komutanlığı ve Süryani Askeri Meclisi tarafından koordine ediliyor. Kentteki Süryani toplumunun sorunlarını ise Sutoro güçleri çözüyor

Enter’in verdiği bilgiye göre, bir ay içinde 100 Süryani genci Sutora’ya katıldı. Enter, ilgiyi, “Süryani gençler, Süryani halkına yönelik saldırı tehditlerine karşı koymak ve varlıklarını korumak istediklerinden büyük bir coşku ve moralle Sutoro güçlerine katılım sağlıyorlar” sözleriyle açıkladı. Enter, Süryani dilinde hem savunma hem de polis anlamına gelen Sutora askeri birliğine kadınların da alınacağını ve yakın zamanda bu birilğin faaliyete geçeceğini söyledi

Getab Başkanı Erol Akalın Açıklaması

(escort) — Gebze Toplu Taşımacılar Birliği (GETAB) Başkanı Erol Akalın, bonzainin Türkiye‘ye 2010 yılında girdiğini belirterek, 1 yıl içinde 400 çocuğun bu maddeden hayatını kaybettiğini belirtti.

GETAB Başkanı Erol Akalın, “Bir baba ve vatandaş olarak, uyuşturucu maddeler konusunda ciddi endişe içerisinde” olduğunu belirterek şöyle konuştu:

Bugün itibari ile ilk, orta lise ve dengi okulların yanı sıra dershaneler ve etüt merkezleri 2014-2015 eğitim öğretim yılına başlayacak. Eğitim ve öğretimin bir parçası olan servis sektörünün temsilcisi, bir baba ve vatandaş olarak, uyuşturucu maddeler konusunda ciddi endişe içerisindeyim. Son dönemde binlerce çocuk ve gencin hayatını kaybetmesine neden olan bonzai ve diğer uyuşturucu maddelerle ilgili kurum ve kuruluşlar okulların açılmasıyla birlikte uyuşturucu terörüne karşı birlikte savaşmaya davet ediyorum

Bağımlılık yapıcı maddelerin merak, arkadaş baskısı, sorunlara çözüm arayışı, farklı olma duygusu, eğlence gibi nedenlerle kullanıldığını ifade eden Akalın, şunları söyledi Bu maddeler kişileri ve çocukları dönüşü olmayan yola sokmaktadır. İlk başta sahte bir iyi oluş hali yaşatan maddeleri kullanan çocuklar bağımlılık oluştuğunda artık maddeyi keyif için değil, acılarını dindirmek için kullanıyor. Uyuşturucu ve uyarıcı madde insana deneme şansı vermez. Her kullanıcı aynı zamanda potansiyel bir satıcı adayıdır.”

Son yıllarda adı sıklıkla duyulmaya başlanılan uyuşturucu maddenin bonzai olduğunun altını çizen Akalın, sözlerini şöyle sürdürdü: Ülkemize 2010 yılında giriş yapan bu uyuşturucu çeşidi, son bir yılda popülerliğini iyice artırmış durumdadır. Bunun sebebi ise yapımı ve elde edilmesi. Yani maliyeti daha düşük olduğundan kolayca tüketilebilmesinden kaynaklanmaktadır. Bonzai, kimyasal bir uyuşturucu maddesidir. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ sözü çocukları bağımlı hale getiriyor. Bonzai, eroinden daha tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Bu madde beyin hücrelerinde kısa sürede hasara neden olmakta, devamında şizofreni etkileri oluşturmaktadır. En son ölümlere neden olmaktadır

Türkiye‘de son bir yılda ölümle sonuçlanan 400’e yakın bonzai vakasının olduğuna dikkati çeken Akalın, sözlerine şöyle devam etti

Narkotik Şube Müdürlüğü’nün iller bazında dağıtım raporuna bakıldığında en fazla bonzai yakalanan ilk 4 il sırasıyla Kocaeli, İstanbul, Bursa ve İzmir, ardından Antalya geliyor. Kocaeli‘de uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmaktan işlem yapılan ve polise bildirilmeyen vaka düşünüldüğünde 10 binden fazla bağımlı olduğu tahmin edilmektedir. Madde kullanma suçundan işlem yapılıp mahkeme tarafından denetimli serbestlik verilen kişi sayısı, 2012’da 873 kişi, 2013’de 929, 2014’de ilk 9 aya kadar 763 kişi. Bu rakamların önemli bir kısmı çocuklar veya çocuk çağında uyuşturucuya başlayan gençlerden oluşuyor. Bu rakamlar ilimizde uyuşturucu madde kullanımında tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Bağımlı olan erkek çocuk hırsızlık ve gasp olayına, kız çocukları ise fuhuşa sürükleniyor

16 yaşında bonzai satan bir çocuğun, Zeytinköy’den 5 liraya alıp 20 liraya peynir ekmek gibi satıyoruz” ifadesini aktaran Akalın, Kullanım yaşı 11’e düşen bonzai çocuk ve ergenlerin katili olmaya devam etmekte. Merdiven altı laboratuvarlarda üretilen bonzai çok ucuza elden ele geziyor. Yetkililerin sigara ve alkol kullanımının yasaklanması konusunda sergilediği tavır ve kararlı yaklaşımı uyuşturucu kullanımı ve satışına karşıda göstermelidir. Ağır cezalar yürürlüğe girmelidir” diye konuştu.

Aile ve toplumun bilinçlendirilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizen Akalın, hazırlanan kamu spotları televizyonlarda 24 saat yer almalı ve okullarda gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti. Eğitim döneminde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü‘nün işbirliği ile çalışması gerektiğine değinen Akalın, Konunun uzmanı polisler okullarda eğitim vermeli, öğretmenler ve öğrenciler bilinçlendirilmelidir dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) araştırması, Türkiye‘de bonzai kullanımına ilişkin çarpıcı sonuçları ortaya çıkardı. Geçen yıl 48 bin 374 çocuk bağımlılık yapan madde kullanımı nedeniyle güvenlik birimlerine getirildi. Çocukların 32 bin 849’unun sigara, 4 bin 439’unun esrar, 213’ünün bonzai, 171’inin hap ve 118’inin de eroin kullandığı tespit edildi. Çocukların bir kısmının da “uçucu”, yapıştırıcı ve çözücü tabir edilen maddeler kullandığı belirlendi. Araştırmada, Türkiye‘de bonzai kullanım yaşının 11’in altına kadar düştüğü ortaya çıktı. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde bonzai kullanan çocukların 165’inin yaşı 15-17 aralığında, 42’sinin yaşı 12-14 aralığında, 6’sının yaşı 11’in altında olduğu belirlendi. – KOCAELİ